BAŞIMIZA BİR ÇOBAN MI GEREKİYOR?

BAŞIMIZA BİR ÇOBAN MI GEREKİYOR?
Ulaş DEMİRAY'ın köşe yazısı

ENEZ MEKTUBU

BAŞIMIZA BİR ÇOBAN MI GEREKİYOR?

Ulaş DEMİRAY / ulasdemiray@gmail.com

Bayramda iki gün İstanbul’daydım.. Seçim afişleri, çadırları, pankartları ve sloganları ile tüm partiler 24 haziran seçimleri için son gayretleri ile çalışıyorlar.. İstanbul önemli. İstanbul Türkiye demek…  “İstanbul’u alan Türkiye’yi alır” demek yanlış olmasa gerek.

***

Gezdiğim yerlerde Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın afiş ve pankartlarındaki sloganlar dikkatimi çekiyor..  Bu pankart ve afişlerde "Türkiye’ye güçlü lider", "Cesur lider", "Darbeleri önlemek cesaret ister" gibi sloganlarla ülkenin kaderini TEK KİŞİ’ye, TEK AKLA bağlamakta ısrarlı  bir anlayışın fotoğrafını net olarak görebiliyorsunuz.. Bir de afişlerden anlıyorsunuz ki akıl da güç de cesaret de sanki sadece RTE'nin şahsında toplanmış.. İster istemez "Sen neymişsin be abi?" isimli şarkının sözleri dilimden dökülüyor.

***

Şimdi özellikle tüm gençlere soruyorum; "Güçlüyüm" diyen Sayın ERDOĞAN, bu güne kadar bu gücünü kime karşı kullandı? Suriye’ye mi, İsrail’e mi, ABD’ye veya Rusya’ya mı? Yoksa kendi halkına mı? Örneğin Rusya izin vermese, ABD göz yummasa ve harekatın sınırlarını koymasa, Suriye görmezden gelmese AFRİN diye bir güçlülük, bir kahramanlık öyküsü yaşanabilir miydi? Bu örneklerden yola çıkarak GÜÇ denilen kavramın devletler arası ilişkilerde çoğu zaman BELA aramaktan başka bir işe yaramadığını görmezden gelebilir misiniz? "Kontrolsüz güç"ün ülkeyi ekonomide, dış politikada getirdiği bugünkü yeri onaylıyor musunuz?

***

19 ncu asırda öne çıkan ve 20 nci yüzyılda da meyvalarını veren KAHRAMANLAR DEVRİ, artık 21 nci yüz yılda anlamını ve gücünü yitirdi.. 20 nci yüzyılın güçlü liderleri Hitler, Musolini, Winston Churchil, Enver paşa ve hatta Mustafa Kemal’lerin 21 nci yüz yılda ortaya çıkmalarını ve ülkelerini TEK AKILLA yönetmelerini düşünmek artık mümkün değil. Çünkü artık, dünya eski dünya değil. Artık TEK AKIL yerine kuvvetler ayrılığına ve ORTAK AKLA DAYALI demokratik devletler ayakta kalabiliyor.. Uluslararası ilişkiler, Kasımpaşa ve  kasaba fedaileri üslubu, ya da DIŞ MİHRAKLAR palavraları ile yürümüyor.. Ekonomi sizin kafanıza göre değil, global dünyanın kurallarına göre şekilleniyor. 20 nci yüzyıldan alınan derslerle oluşturulmuş uluslararası kuruluşlar artık dünyaya yön verme konusunda ulusları yönlendiriyor, kısıtlıyor, denetliyor.. Yani artık TAM BAĞIMSIZLIK önemini yitirmiş ve tüm dünya KARŞILIKLI BAĞIMLILIK ilkesi ile birlikte yaşamanın yollarını arıyor.. Sen hala TEK AKIL’la ülke yönetilebileceğini sanıyorsun..

***

16 nisan 2017 den beri tam anlamıyla, hem de TBMM deki ezici çoğunluğu ile TEK AKIL ve GÜÇLÜ LİDER anlayışı ile yönetilen ülkemizin, terörde, ekonomide, dış ilişkilerde, eğitimde  1 yıl içinde geldiği nokta bellidir.. Bu hepimiz için acı ama önemli bir deneyim olmuştur.. Böylece "Nelerin olmayacağı" anlaşılmıştır.. Öyleyse GÜÇ kişilerde değil, kurumlarda olmalıdır,  TEK AKIL değil ORTAK AKIL olmalıdır. Daha güçlü bir kuvvetler ayrılığı olmalı ama bu ayrılık denetimsiz olmamalıdır.. Ülke sürekli cesaretle, güçle , baskı ile yönetilemez.. Elbette Güç de, cesaret de gereklidir ama aslolan akl-ı selim olmaktır. Yavaş işlese de doğru olanı, danışarak, irdeleyerek, tartışarak yapmaktır. Bir hastayı hastahaneye yetiştirmek için cesaret edip hızınızı limitlerin üstüne çıkartmanız gerekebilir. Ancak bu bir istisnadır.. Normal zamanlarda, belirli yollarda belirli limitleri aşarsanız gün gelir bir duvara toslarsınız..

***

Bu ülke; yönetilirken, kahramanlara, maceralara, güç gösterilerine, kaba kuvvete ihtiyaç duymayacak kadar zengin, deneyimli, güçlü bir ülkedir. TEK AKLA sığmayacak kadar imkanları olan bir ülkedir.. Bütün iş, başımızda bir ÇOBAN olsun diye beklemeyen bir millet olduğumuzun idrakinden geçer..