NEREDE KALMIŞTIK?

NEREDE KALMIŞTIK?
Ulaş Demiray yazdı

ENEZ MEKTUBU / Ulaş DEMİRAY

NEREDE KALMIŞTIK?

Neredeyse bir buçuk, iki yıl süren uzun bir seçim maratonu nihayet bitti. Bu süreçte bazen kısmen bazen tamamen ertelenen parti içi savaşları için artık her halde start verilir. Kimileri kazanılan yerleri öne çıkarıp yönetimlerden yana tavrını koyacak, kimleri de kaybedilen yerlerden dem vurarak başarısızlığın faturasını yönetenlere çıkaracak. Yani hiç kimse “Yoğurdum ekşi” demeyecek. Neyse ki 31 Mart'ın hemen ardından kopması gereken fırtına Sn. BAHÇELİ ve Sn. Recep Tayyip ERDOĞAN sayesinde 23 Haziran’a taşınıp birikmiş enerjiler İstanbul seçiminde boşaltılıp kavgalar 3 ay daha ertelenince bugünlere geldik. Eh… Önümüz yaz… Yakınlarda seçim meçim de yok. Tansiyon daha da düşecek. Eylül başına kadar yine bildiğimiz aktörler ile bu devran bizlere dayatılıp sürdürülecek. Ama sonuçta "Nerede kalmıştık?” diye bir yerlerden mutlaka başlayacağız.

Başlayalım o zaman.

***

Edirne CHP Milletvekili Okan GAYTANCIOĞLU Keşan’da kısa bir mola vererek bir basın toplantısı yapmış. “İstanbul’u nasıl kazandık?” temalı olması gereken bu toplantıda dili sivri bir gazeteci de “Keşan’ı niye kaybettiniz?” diye sorunca GAYTANCIOĞLU pek çok neden olduğunu anlatmış ama inandırıcı olamadığı için sonuçta kaçışı suçu üstlenmekte bulmuş. Keşan’daki mağlubiyetin elbette pek çok nedeni var. AKP’nin aday belirlemedeki cesareti, performansı ve yarışa çok erken başlayışı da çok önemli bir faktör. CHP bir türlü belirleyemediği adayını açıkladığında AKP adayı aylarca önceden önemli bir mesafe almıştı. Eylül ayında yapılan başvurulara rağmen adayını Ocak ayında nihayet belirleyebilen CHP bu 4-5 ay sürecinde parti içinde girdikleri amansız mücadelelerle, kamuoyunda kendi adaylarını öncelikle kendileri tükettiler. “Onu Recep Gürkan istemiyor, bu Gürkan’ın adayı onu da ben istemiyorum” mantığı ile belirlenen bir adayla seçime girmek ne derece başarı sağlar?

***

Ama asıl neden de o değil. Artık CHP diye karar sürecinde payı olan bir örgüt yok. Hatta, mesela Enez’de olduğu gibi fiilen bile CHP diye bir örgüt yok. Gelin ufacık Enez'e. Kime sorarsanız sorun. Hem de CHP’lilere sorun. 3 tane CHP yöneticisinin ismini sayamazlar. Sorun bakalım Enez'de bu 3 ayda, CHP tüzüğünde belirtildiği gibi bir Belediye Meclis Gurubu Toplantısı yapılmış mı? Şimdi yazdığıma kızacak olan CHP’li üyeler; sizler sadece kalabalıklar oluşturmak, bayrak asmak, afiş taşımak, parti binasını süpürmek için varsınız. Gerçi son seçimlerde sandık kurullarında ve sandık başlarındaki CHP üyelerinin varlığının ne kadar önemli olduğu umarım görülmüştür ama her ile, ilçeye bir Canan KAFTANCIOĞU bulmak elbette çok da kolay değil.

***

Neyse, uzatmayalım... Bu konuda konuşulacak, yazılacak çok zaman var... Daha önce de paylaştığım ve çok önemsediğim bir fıkra ile bitireyim: Komutan bir muharebeye girmiş, kaybetmiş. Kendisine bu mağlubiyetin nedenlerini sormuşlar. “Pek çok nedeni var" demiş. "Say bakalım" dediklerinde de saymaya başlamış. "Birincisi mermi yoktu" dediğinde diğerleri "Tamam gerisini sayma" demişler.

Evet... Seçimde kazanılması garanti bilinen yerler kaybedilmişse tek nedeni var. Tüzük müzük hepsi hikaye... Karar alma sürecinde CHP diye kendisine sorulan, danışılan, dikkate alınan, adam yerine konulan bir örgüt yok.

Gerisini saymaya gerek var mı?